Dershaneye kaçıncı sınıfta gidilmeli ?

Berk

New member
Günahsız Çocuğa Ne Denir?

Bir gün, kedisini hiç uykusuz bırakmayan, ablasının oyuncaklarını elinden alıp bazen biraz fazla bağıran ama her seferinde özür dileyen bir çocuğun annesi, derin bir nefes aldı. Oğluna baktı ve düşündü: *“Günahsız bir çocuk var mı gerçekten?”* Ama o çocuk, annesinin gözünde en saf, en masum, en suçsuz varlıktı. “Peki, günahsız çocuk derken tam olarak ne demek istiyoruz? Gerçekten bu kavram çocuklara mı ait?” diye düşündü. O an, dünyada her şeyi doğru yapabilen tek varlık gibi görünen bir çocuğun anlamını keşfetmeye başladım.

Tabii ki bu yazıyı okuyan herkesin aklında bir soru var: *"Gerçekten günahsız çocuk var mı? Bu ifade ne kadar doğru?"* Aslında bu soruyu sadece bir çocuğa bakarak değil, toplumun genel bakış açısı, dini ve kültürel değerler açısından da sorgulamak gerekiyor. Hadi biraz eğlenelim ve bu meseleyi hem çözüm odaklı hem de kalpten yaklaşarak masaya yatıralım.

**Çocuk ve Günah: Aslında Ne İfade Ediyoruz?**

Bazen duygusal bir bakış açısıyla çocukları masum, temiz, her türlü kötülükten uzak varlıklar olarak görürüz. Ama çocukların aslında kendi doğasında bir takım "doğal" eğilimleri vardır. Erkekler, çözüm odaklı yaklaşarak hemen şunu düşünür: *"Çocuklar sadece saf ve temizdir, onları şekillendiren faktörler de aileleri ve çevreleridir."* Erkeklerin genelde pragmatik bakış açısı, günahsızlık kavramını aile değerleriyle açıklamaya yatkındır. Yani, çocuklar iyi yetiştirilirse, onlardan kötü bir şey beklemek de yanlıştır.

Ama burada dikkat edilmesi gereken önemli bir şey var: *Çocuk doğasında kötü olma kapasitesine sahip değildir*, fakat onları ne kadar doğru yönlendirebiliriz, işte mesele burada. Çocukları günahsız olarak görmek, aslında onların kalplerindeki masumiyeti ve saf sevgiyi takdir etmek anlamına gelir.

**Kadınların Perspektifi: Kalp Temizliği ve Empati**

Kadınlar ise, her zaman ilişki odaklı bir yaklaşım sergilerler. Bir çocuk, annesinin kalbinde her zaman bir masumiyet ve koruma duygusu yaratır. Çocuklar, en küçük hatalarını bile gözlerinde gördüğümüz empatiyle affedilirler. Kadınlar için günahsızlık daha çok bir his, bir bağ kurma meselesidir. Onlar, çocuğun dünyasına sadece dışarıdan bakmazlar, aynı zamanda içindeki duyguları, düşünceleri ve yaşadıkları olguları da anlamaya çalışırlar.

Zeynep, en yakın arkadaşım, şöyle diyordu: *“Bir çocuk için günahsızlık, sadece masumiyet değil, kalbinin temizliği ve saf duygularla büyümesidir. Onlar, henüz hayata dair kırıklıklar, önyargılar ve kayıplar yaşamamışlardır. Belki de günahsızlık, büyümeden önceki o saf bakış açısını yakalayabilmekle ilgilidir.”*

Zeynep'in söylediklerine katılmamak elde değil. Çocuklar, saf duyguları ve içindeki masumiyetle bizi büyütür. O yüzden, onları "günahsız" görmek, aslında onların en güzel yönünü takdir etmek demektir. İçsel temizlik ve saf duygular, belki de hayatın en büyük hediyelerindendir.

**Çocuklara "Günahsız" Demek, Neyi Anlatmak İstiyoruz?**

Burada önemli bir soru daha çıkıyor: *Bir çocuğa günahsız demek, biz yetişkinlere ne kazandırır?* Hadi, gelin bu soruya biraz eğlenceli bir açıdan bakalım.

Diyelim ki bir çocuk, sürekli elma çalıyor ve “günahsız” olarak tanımlanıyor. Çocuk, hala suçu fark etmiyor, elma çalmanın aslında doğru olmadığını anlamıyor. O zaman, “günahsız” diyerek bu durumu kabul etmek, bir bakıma çocuğun davranışlarını göz ardı etmek değil midir? Belki de burada günahsızlık, sadece bir masumiyet ve saf davranışın ifadesidir, ama bu onu yanlış yapmaktan korumaz.

Erkekler, genellikle çözüm odaklı yaklaşımlar sergilediklerinden, durumu şu şekilde ele alabilirler: *“Evet, çocuklar masum olabilir, ama onların eğitimi büyük bir sorumluluktur. Eğer onlara doğruyu göstermezsek, günahsızlıklarını kaybederler.”* Stratejik olarak, çocukları büyütürken sürekli onlara doğruyu ve yanlışı öğretmek gerektiğini savunurlar.

**Bunu Yapmak İçin Ne Gerekir? Eğitim ve Empati Arasında Denge**

Eğitim, çocukların dünyasında çok önemli bir yer tutar. Çünkü onların "günahsız" oldukları dönem, bir şekilde ebeveynlerinin rehberliğine bağlıdır. Erkekler bu noktada eğitimin gücüne inanır. *“Eğer çocuğun doğruyu yanlışla ayırt edebilmesi için onu bilinçlendirmezsek, günahsızlığı sadece naif bir düşünce olarak kalır,”* derler. Eğitim ve rehberlik, çocukların doğruyu öğrenmesinde en önemli anahtardır.

Kadınlar ise eğitimde empatiyi öne çıkarır. Onlar, çocuğa bir şey öğretirken, onun ruh halini, duygusal ihtiyaçlarını göz önünde bulundururlar. Bir çocuğa doğruyu öğretmek için sadece mantıklı açıklamalar yapmak değil, aynı zamanda onun kalbine dokunmak gerekir. *“Günahsızlık, doğruyu yapmak için kalbin sesini dinlemek demektir,”* diyen Zeynep, eğitimin sadece zihinle değil, duygularla da şekillendiğini savunur.

**Sonuç Olarak: Günahsız Çocuk Bir Arayış Mıdır?**

Sonuçta, günahsız bir çocuk var mıdır sorusu bir arayışın ve bakış açısının sonucudur. Çocuklar, doğalarındaki masumiyet ve saf duygularla büyürler. Ancak, bu saf bakış açısı, zamanla eğitim, rehberlik ve yaşam deneyimleriyle şekillenir. Erkeklerin çözüm odaklı bakış açıları, eğitimin önemini vurgularken, kadınların empatik ve ilişki odaklı yaklaşımları, çocuğun iç dünyasına daha fazla odaklanır.

*“Günahsız çocuk” demek, belki de onların en saf halleriyle dünyaya bakışlarını takdir etmek, onların içindeki masumiyetin değerini anlamaktır.* Ama elbette, bu saf bakış açısını yitirmenin, onlara doğruyu öğretmenin ve büyütürken onlara empatiyle yaklaşmanın yollarını aramak gerekiyor. Günahsızlık, bir yaşama biçimi, bir bakış açısı ve her zaman yeniden keşfedilebilecek bir kavramdır.